Son Sefer…

Ülkemizin aydınlık yüzlerinden, çok değerli bir sanatçıyı, Türk Tiyatrosunun duayenlerinden Yıldız Kenter’i kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz hepimiz. Tüm imkansızlıklara rağmen Harbiyedeki Tiyatrosunda bizlere güzel mesajlar veren oyunlarını seyrettirmek için yıllarca didinip durdu. Hayatı, adeta acıklı bir Türk filmi kıvamında başlayan (Bkz.: http://www.leblebitozu.com/yildiz-kenterin-hayat-hikayesi/), ama ailesinden edindiği değerler doğrultusunda son gününe kadar dimdik durarak sahnelediği roller ve karakteristik sesiyle hepimizin yüreklerine dokunmasını bilen ve hayattaki “Küçük Mutluluklar”ın büyüklerden çok daha önemli olduğunu vurgulayan büyük usta, değerli oyuncu Kenter kardeşlerden Yıldız Kenter kardeşi Müşfik ve sevgili eşi Şükran’a kavuştu. Kendisine Allah’tan rahmet ve sevenlerine sabır dilerken, ondan kalan bir repliği paylaşmak istedim. 

###
“Doğmak, ölmek isteğe bağlı değil…
Ölmek, belki bazen.
Bize düşen yaşamak.
Koşullar ne olursa olsun yaşamak…
Ayakta kalmak…

Hadi sıyırttın sıyırttın, hayatta kalabildin zar zor…
Uzun yaşamak, bir ayrıcalık. İyi, güzel…
Ama ayakta kalmak, kalabilmek.
Ceza! Müthiş bir ceza!

İlkokuldaydım, birinci sınıfta. Hiç unutmadığım bir cezaya çarptırıldım. Kara tahtanın önünde, sırtım sınıfa, yüzüm kara tahtaya dönük, ders bitimine kadar kıpırdamadan ayakta durmak…

Utanıyorum, midem bulanıyor. Ölmek istiyorum. Herkesten nefret ediyorum, herkes ölsün istiyorum. Sonra bir ara cebimdeki kabarıklığı hissediyorum: Kabak çekirdeklerim! Bir kuruşluk kabak çekirdeği almıştım, bir tane bile yemedim. Mahmut’la (benden bir buçuk yaş büyük ağabeyim; üçüncü sınıfa gidiyor) eve giderken yiyecektik. Evimiz taa tepede, Abidin Paşa Köşkü’nün orada.

Bahardı… Bademler açmış, tepeye giden toprak yol bomboş. Ev yok pek. Apartman hele hiç yok. Göz alabildiğine tarla. Papatyalar, gelincikler. Hadi be sen de!.. Ne diye ölecekmişim… Mati’cigimle güzelim dağ yolunda çekirdek yiyerek, konuşa gülüşe eve gitmek varken!

Şimdi dönüp geriye baktığımda, hep çekirdek misali umutlar peşinde ayakta kalabildiğimi görüyorum. Öleceğimi bile bile bir çekirdek uğruna bu kadar çaba, çırpınma!
Değer mi?..

Bir şey yap, Met’i anımsıyorum, sevgili Aziz Nesin’i…
İçim ısınıyor yeniden.
Kalk hadi diyorum, durma koş, bir şeyler yap!
Yaşa…
Dur diyorlar bir yandan da, koşma…
Yeter dinlen artık.
Koşma…
Öl artık!

Ama çekirdeklerim bitmedi ki daha…”

Yıldız Kenter
###

Ve rahmetli Eşref Kolçakla oynadığı “Hanım” adlı filminden “son sefer“e dair…

Rahmetle…

One thought on “Son Sefer…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s