Srebrenitsa Katliamı ve Mavi Kelebeklerin Öyküsü

Bu güne kadar 500’ün üzerinde toplu mezar ortaya çıkarıldı… Bunların 300’ü mavi kelebeklerin yardımıyla oldu. İşte bu yüzden de mavi kelebeklerin öyküsü bugüne kadar duyduğum en yürek yaralayıcı öykü… Bosna Hersek’te bulunan toplu mezarların üzerinde mavi kelebeklerin uçtuğu farkedilmiş. Bir, iki … Okumaya devam et

“Eller”- Bir Tablonun Hazin Öyküsü

yüzyılın başlarında Nürnberg yakınlarında 18 çocuklu fakir bir aile yaşıyordu. Ailenin reisi kuyumculuk yapıyor ve evine yemek yetiştirebilmek için günde 18 saate yakın çalışıyordu, ama gene de kıt kanaat, komşu yardımıyla geçinebiliyorlardı. Albrecht ve Albert, 18 kardeşten ikisiydi. İki kardeşin … Okumaya devam et

Beyin Sağlığını Korumak İçin Tüketilmesi Gereken Besinler

Beyin, vücudumuzu yöneten organımızdır. Vücut içindeki her organizasyon, her faaliyet beyin kontrolünde gerçekleşir. Beyni sadece akıl, zekâ, düşünme için kullandığımız kanısı vardır. Oysa beyin bundan çok daha fazlasıdır. Şuan bu yazıları görüp, okumamızı sağlaya beyindir. Hareket etmemizi de beyne borçluyuz. … Okumaya devam et

Sadece Riski Göze Alabilen Kişi Hürdür…

Gülmek; ”Saf” denme riskini göze almaktır. Ağlamak ise; ”Duygusal” görünme riskini. Birine yakınlaşmak; ”Kendini kaptırma” riskini, Duygularını açmak; ”Kendini …ortaya koyma” riskini, Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise; “Onları başkalarına kaptırma” riskini göze almaktır. Sevmek; “Karşılık görememe” riskini… Yaşamak ise; ”Ölme” … Okumaya devam et

Ne Kadar Özlemişim…

Bu sabah oyumu kullanmak üzere erkenden evden çıktım. Malum hava da çok sıcak. Ortalık daha fazla ısınmadan oy kullanmakta fayda var.

Oy kullanacağım okula kestirmeden gidebilmek için merdivenleri tırmanıp sitemizin üst tarafındaki parktan geçerek yola çıktım. Parkta enva-i çeşit çiçek mevcut. Ama ben güneşin o güzel ışıkları altında pembe çiçekleriyle beni büyüleyen ağaçın fotografını çektim ve gayrı ihtiyari içimden “her şey böyle toz pembe olsun artık ” dedim.

Yola çıktığımda, benim gibi erkencilerin okula doğru yol aldıklarını farkettim. Oylarını kullananlar da karşı yönden geliyorlardı. Tuhaf bir şekilde herkesin suratında bir memnuniyet/ mutluluk ifadesi var gibi geldi bana. Her şeyin ötesinde dikkatimi çeken ise, gelip geçenlerin “günaydın” diyerek selamlaması oldu. Bunda ne var diyeceksiniz belki, ama artık bu hasletler öylesine unutuldu ki, normal olarak yapıldığında dikkat çekiyor. Otomatikman ben de gülümseyerek herkesi selamlamaya başladım. Eski günleri hatırladım.
 

Çocukluğum ve genç kızlığım Nişantaşı’nda geçti. Şakayik Sokaklıyım. Bizim zamanımızda sokakta yürürken adım başı bir tanıdık görür ve selamlaşırdık. Bırakın tanıdık görmeyi, sadece yüzüne aşina olduğumuz birçok insan bile yanyana geçerken hafif bir baş eğmesi ile gülümseyerek birbirini selamlardı. Malum, daha mahalle kültürünün ve saygının yok olmadığı zamanlardı.

Sonra ne olduysa giderek yabancılaştı herkes birbirine ve asık suratlı bireylere dönüştük. Şimdi oturduğum Levent bölgesine taşınalı 6 yıl oldu. Burası nispeten yüksek eğitimli ve entellektüel bir kesimin oturduğu bir yer olmasına ragmen, inanın o özlemini duyduğum saygı ve sevgi dolu selamlaşmanın pek de olmadığı bir yer. Site sakinleri bile selam vermekten kaçınıyor sanki. Tuhafıma gidiyor. Oysa bir Avrupa ülkesine gittiğiniz zaman, herkes tanısın tanımasın birbirini selamlıyor.

O nedenle bu sabah karşılaştığım tutum beni şaşırtmadı desem yalan olur.  Sonra bir anda düşündüm. Bunun sebebi umutlarımızı şahlandıran kişiye aitti. Herkes yeniden umut dolmuştu. Onun güzel söylemleri, her olaya sevgi ve saygıyla itidalli yaklaşımları, uzlaşmacı tavrı ve çizdiği uzun zamandır özlenen bir siyasetçi profili bunları herkese yeniden hatırlatmıştı. Ne kadar doğru bir laftır: “Bazen bir insan dünyayı değiştirebilir.” Şu kısacık zamanda o da bizleri değiştirmeyi başardı işte. Bugünkü pozitif havanın sebebi “O” biliyorum. Bu hali o kadar özlemişim ki…

Oyumu kullanırken güzel İstanbul’um için en hayırlısının olmasını diledim. İnşallah “Her şey çok güzel olacak!

Bika
23 Haziran 2019

İstanbullu Olmak

Bazılarını bizzat yaşama şansına eriştiğim, gerisini ise anne ve babamdan defaatle dinlediğim, TURGAY TEZCANLI & DİKRAN YAZMACIYAN’ın kaleme aldığı aşağıdaki yazıda,  sözü edilenlerin bir çoğu maalesef ki yok artık. Zaten İSTANBULLU kavramı çok değişti. Birkaç yıl İstanbul’da yaşayan, kendini İSTANBULLU … Okumaya devam et

Eski Bayramlar…

Şimdiki gibi tüketim toplumuna dönüşmemizden önceydi bayramların esas tadı. Daha bir iki hafta öncesinden telaşı başlardı evlerde. Bayram temizliği yapılır. Küçükler için alışverişe gidilirdi. Beyoğlu’nun henüz görkemini yitirmediği günlerdi benim çocukluğumun zamanı. Rugan ayakkabılar alınır. Şık soket çoraplarla eşleştirilirdi. Vaktinden … Okumaya devam et

Nene Hatun

NENE HATUN 1857-1955 Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Çeperler Köyü’nde dünyaya gelmiş, 93 Harbi sırasında Erzurum’da Aziziye savunmasına katılan, Rus işgaline karşı Erzurum’daki halk direnişinin simgesi haline gelmiş Türk kadın kahraman Nene Hatun’un ölüm yıldönümü bugün. Kendisini rahmet ve minnetle anıyoruz 🇹🇷. … Okumaya devam et

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun!

Laik bir Türkiye ile, nice 100 yıllara sevgi, saygı ve coşkuyla… 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷  

Her Gün Bir Tablo: Johannes Vermeer – İnci Küpeli Kız

İnci Küpeli Kız, Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in başyapıtlarından biri olan tablodur. Adından anlaşılacağı gibi odak noktası bir inci küpedir. Lahey’de, Mauritshuis’de sergilenmektedir. Kimi zaman “kuzeyin Mona Lisa’sı” ya da “Hollandalı Mona Lisa” olarak adlandırılır. Genel olarak Vermeer ve tabloları hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Tabloda resmedilen kızın hayal ürünü değil de gerçek bir model olduğu ve kızı ya da bir yakını olduğu düşünülmektedir. Tablodan esinlenerek kitap yazılmış sonra da beyaz perdeye uyarlanmıştır. Tablo yağlı boya ile yapıldığı ve uzun süre korunamadığından zamanla boyada çatlamalar meydana gelmiş ve bu da tabloya farklı bir göz zenginliği sağlamıştır.

Bu tabloda bir kadının portresi resmedilmiştir. Resmedilen kişinin yüzü pürüzsüz, duru ve beyazdır. Teni ve yüz ifadesinden genç biri olduğu anlaşılır. Bu kişinin kaşları incecik belli belirsizdir. Yüzü yan dönüktür ve sol omzundan geriye doğru tabloya bakana bakmaktadır. Ağzı küçük, hafif dişleri görünür şekilde aralık, dudakları soluk kırmızı ve hafif parlaktır.  Burnu düz ve kalkıktır. Gözleri büyük ve kahverengidir. Kaşları gibi kirpikleri de zayıf ve belirsizdir. Kafasındaki saçlar gözükmez. Saçlarının tamamı açık sarı renkli bir örtü ile kapatılmış ve omuzlarına kadar hafifçe aşağı doğru sarkmaktadır. Ve onun hemen üzerinde alnının yarısından başlayan mavi bir kumaş bant, sarı kumaşın üzerine dolanmıştır. Yüzün tek görünen sol kulağında esere adını veren inci küpe vardır. Kulağındaki incinin boyutu büyüktür ve parlaktır. Resme bakanın dikkatini hemen bu küpeye çekmektedir. Üstünde yeşilimsi bir kıyafet vardır ve bunun içine düz beyaz sadece yakası görünen başka bir elbise giymektedir. Arka plan tamamen siyahtır. Zamanla eserin çatlaması esere eski ve güzel bir hava katmaktadır.

 

İşitsel bilgi için lütfen tıklayınız!

 

Her Gün Bir Tablo: Vincent van Gogh – Buğday Tarlası ve Kargalar

Buğday Tarlası ve Kargalar Vincent van Gogh’un Temmuz 1890 yapımı eseridir. Çoğu kaynağa göre Van Gogh’un yaptığı son resimdir. Bununla birlikte, sanat tarihçileri açık bir kanıt bulamadığından dolayı Van Gogh’un son resmi olup olmadığı belirsizdir. Onun yazdığı mektupta olan kanıtlara … Okumaya devam et

Her Gün Bir Tablo: Fikret Mualla – Chianti Şişesi ve Balık

Fikret Muallâ Saygı Türk bir ressamdır. Çalkantılı ve bohem yaşam tarzı nedeniyle sadece sanatı değil, yaşamı da resim tarihine adeta bir mitoloji olarak geçmiştir. Bu eser gerçekçi bir stille çizilmemiştir. Çizim tekniği tamamen ressamın tarzını yansıtmaktır. Canlı renkler ve çocuksu … Okumaya devam et

Her Gün Bir Tablo: Abidin Dino – Yörük Kadın

Abidin Dino, Türk ressam, karikatürist, yazar ve film yönetmenidir. Çok yönlü bir kültür adamı olan Abidin Dino, çağdaş Türk resim tarihinde D Grubu ve Yeniler Grubu adlarıyla anılan sanat topluluklarının öncülerinden olmuştur. Yörük Kadın tablosunda yaşlı bir kadının portresi çizilmiştir … Okumaya devam et

Eksik Bir Anneler Günü…

Annesinin anısını yaşatmak için, önce Amerika’da sonra tüm dünyada bir günün Anneler Günü olmasını sağlayan kişi Anna Marie Jarvis’dir. Jarvis, annesine çiçek olarak hep karanfil hediye etmiş. Kendisine neden karanfil diye sorduklarında da: “Karanfil öleceği zaman bile taç yapraklarını dökmez. Onları … Okumaya devam et

Hoş Geldin Nil Bebek!

4 Mayıs 2029 Saatler sabahın 04.59’unu gösterirken başucumdaki telefon çaldı.  Aceleyle uzandım cep telefonuma. Belli ki olağanüstü bir durum vardı. Telefonumu elime alınca odanın karanlığında büyük oğlumun ekrana yansıyan resmi gözümü aldı. Kalbim atarak yatakta doğruldum. Telefonu kulağıma dayadığımda hattın … Okumaya devam et

Ne Oldu Bize???

Pervin Par’ı paylaşamayan delikanlı komiser Eşref Kolçak’la bıçkın kaçakçı Hayati Hamzaoğlu, kombinezonla gezinen sarışın vamp kadın Suzan Avcı’nın evinde birbirinin gırtlağını sıkarken, kapı carrt diye açılır, vicdan azabıyla yanıp tutuşan karaktersiz ebe Aliye Rona “durunn” diye haykırarak içeri dalar, “siz … Okumaya devam et

Tüm Algıladıklarımız Düşüncelerden İbarettir

Çoğumuz yalnız vücuttan ibaret olduğumuza inanır, bu yüzden düşüncelerimizin öncelikli rolünün farkında olmayız. Genelde diğer kişilere, koşullara, durumlara, maddesel bir takım şeylere odaklanarak, bunların etkileşimi ile tetiklenen spesifik duygularla yaşamımızı sürdürmeye çalışırız. Ruh daima düşünceleri ile var olur. Özümüzün gerçekte Ruh … Okumaya devam et

Her Gün Bir Tablo: Rembrandt – Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi

Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi, Rembrandt’ın 1632 yılında, yağlı boya ile tuval üzerinde çizmiş olduğu tablosudur. Eser Mauritshuis Müzesi’nde sergilenmektedir. Tabloda o dönem yılda sadece bir kere düzenlenen anatomi dersi resmedilmiştir. Tabloda tahta ince uzun bir masa üzerinde yatan kadavra … Okumaya devam et

Her Gün Bir Tablo: Grant Wood – Amerikan Gotik

Amerika’nın kırsal değerlerini savunan sanatçı, kırsal yaşantıdan temalar içeren Bölgeselcilik akımının temsilcisidir. Amerika’yı kasıp kavuran büyük buhran zamanında kırsal bölgeleri gezerek gördüğü yerleri resmetmiştir. En ünlü eseri olan Amerikan Gotik, ismini geri plandaki  sivri kemerli pencereleri ve Gotik mimari tarzında … Okumaya devam et

Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

Einstein’dan ebeveynlere nasihat: Kızlarınıza; Kendi kendilerine yetmeyi öğretin. Namuslu olmanın yürekten geçtiğini öğretin. İnsanın ahlâkının yalnız kendi beyninde olduğunu öğretin. Kıskanılmanın, sevilmeyle aynı şey olmadığını öğretin. Kıskanılmanın güzel, saygısız’lığın kötü olduğunu öğretin. Arayıp neredesin; kiminlesin vs. diyen adama, “seni tanımadan … Okumaya devam et

Her Gün Bir Tablo: Takashi Murakami – Mr. Dob

Sanatla ilgilenmek dışında reklam filmlerinde animasyona ve dizayna yardım eden kişi rolünü de üstlenmiştir. Takashi Murakami daha çok dijital ve 2 boyutlu yüzeye 3 boyutlu çalışmalar yapmaktadır. Bu eser birbirinden orantısız toplam 4  adet bitişik toptan oluşmaktadır. Resim renkleri ve … Okumaya devam et

Nisan Tası

Nisan yağmuru mevleviler için kutsaldı. Dergâhta bu yağmurdan, büyük kazanlara bol miktarda toplanır, üzerine dualar okunurdu. Toplanan bu sular Çelebi evlerine ve büyük memurlara dağıtılırdı. Halktan isteyenlere de verirlerdi. “Nisan Tası”na toplanan suya, Hz. Mevlânâ’nın sarığının ucu batırıldığı için “Destar … Okumaya devam et

Mucizevi Bir Baharat: “Kimyon”

Kimyon, özel aromatik tadı ve kendine has kokusuyla sofralarımızda sıkça konuk ettiğimiz, asırlardır bitkisel tedavi yöntemlerinde kullanılan en eski baharatlardan biri. Ortaçağ’dan beridir kullanılan kimyon o dönem Avrupa’da sevgi ve sadakatin sembolü olarak kabul edilmiş. Kimyonun vatanı Akdeniz bölgesi ve … Okumaya devam et

Kabak Lifi

Vücuttaki selülitlerin azaltılmasında önemli bir rol oynayan kabak lifi, herhangi bir kimyasal ve petrol maddesi içermediği ve toprakta bir tohumdan yetiştiği için tamamen doğal bir üründür. Banyo kesesi olarak kullanılan kabak lifi, vücuttaki selülitlerin azaltılması, ölü derinin atılması ve hücrelerin yenilenmesinde, … Okumaya devam et

Akıl

Akıl, iki çeşittir; Birincisi kazanılan akıldır; sen onu mektepteki çocuk gibi kitaplardan, hocalardan, düşünceden, alışkanlıktan, kavramlardan ve yeni ilimlerden öğrenirsin… Aklın başkalarınınkinden daha büyük olur, fakat edindiklerinin ağırlığıyla yorulursun. Diğer akıl ise, Tanrı’nın bağışıdır. Onun kaynağı ruhtadır. Gönülden bilgi pınarı … Okumaya devam et

Sırça Köşk

Bir zamanlar boş gezmeyi iş yapmaktan çok seven üç arkadaş varmış. Bugünden yarına geçinmek, gittikleri yerlerin birinden yüz bulsalar, beşinden kovulmak canlarına tak demiş. Alın teriyle kazanıp gönül rahatıyla yemeyi de gözlerine kestiremezlermiş, çünkü elleri işe yatkın değilmiş. Bu kafadarlar, … Okumaya devam et

Her Gün Bir Tablo: El Greco – Çobanların Tapınması

El Greco, o tarihlerde Venedik idaresinde olan Girit’te doğdu. El Greco’nun dramatik ve dışavurumcu üslubu çağdaşlarınca tam olarak anlaşılamadı ve ancak 20. yüzyılda takdir edildi. Sanatçı, dışavurumculuğun ve kübizmin öncüsü olarak kabul edilir. Kişiliği ve eserleri Rainer Maria Rilke ve … Okumaya devam et